Toplumsal Eşitsizlik ve #iühfadaletistiyor

Toplumsal Eşitsizlik Nedir?

            Öncelikle toplumsal eşitliğin ne olduğundan bahsederek başlamak lazım. Buradan hareketle bunların olmadığı durumları değerlendirerek toplumsal eşitsizliğe ulaşmak daha doğru olacaktır.

Toplumsal Eşitlik: Tüm insanların, tüm vatandaşların, o toplum içerisinde var olan herkesin eşit haklara sahip olması olarak tanımlanabilir.

Bu eşit haklar herkesin de bildiği üzere; güvenlik hakkı, oy kullanma hakkı, ifade özgürlüğü, mülk edinme-mülkiyet hakkı, eğitim hakkı, barınma hakkı olarak sıralanabilir.

E tabi buna ek olarak ne kadar az dillendirilse de temel ihtiyaçları karşılayacak ölçüde -ki burada kesinlikle bir simit ile ölçülecek bir göstermelik haktan bahsetmiyorum- ekonomik eşitlik hakkı da en önemlileri arasında yer alıyor.

Çünkü öyle bir toplum içerisinde yaşıyoruz ki; ekonomik hakları elde edememiş, yeterli gelire sahip olamayan bireyler otomatik olarak mülkiyet hakkını kaybediyor. Çünkü mülk edinmek, daha halktan bir tabirle başını bir çatının altına sokmak için ekonomik özgürlüğe sahip olman lazım. Yani temel hakların arasında yer alan barınma hakkın bir temel hak değil, ekonomik güç çerçevesinde değerlendirilecek ve gücün olmadığında temelliği kalmayan bir hak.

Çünkü barınma ihtiyacını sağlayacak olan evler normal bir vatandaşın ulaşabileceği fiyatlarda seyretmiyor.

Normalde bir ev bireyin ömrünün 1 senesinde çalışarak elde etmesi gereken bir değerken, ki elde edilmediğinde sosyal devletlerin sunması gereken bi değerken, bu fiyat 15 senelik yüklü bir kredi ile zor ödenebilir seviyede..

E buna ulaşamayınca nerede kaldı temel hakların en önemlisi sayılabilecek olan barınma hakkı.

E o da paraya bağlı.

Hadi değinmiyorum buraya da.

E hadi temelinde temeline inelim mesela; yeme içme hakkı var e temel hak ölürsün aksi halde yaşama hakkın o senin.

Yiyecek içecek temin etmek için bilin bakalım neye ihtiyaç var?

Ekonomik güç di mi?

E simitle beslenme oluyor mu? Olmuyor.

Herkesin alması gereken karbonhidrat, protein, şeker, yağ, vitamin, mineral miktarı var. Yok mu? Yok diyenleri “Temel Hak Diyeti”ne davet ediyorum.

Sağlıklı çıkarlarsa hep beraber çığır açarız.

Bu örnekler çoğaltılabilir demek ki gelir eşitsizliği olduğu müddetçe, zengin daha zengin fakir ise daha fakir kılındığı sürece, kendi derdimiz başkalarının dertlerinden daha üstün sayıldığı sürece, e buna bir dur diyen de olmadığı sürece daha çooook insan teptemel hakların peşinde koşar.

.

En büyük eşitsizlik bu, bunu çözersek zaten gerisi çorap söküğü gibi gelecek.

İnsanın gücü; ahlakı, karakteri, merhameti ile değil de cebinin şişikliği ile ölçülmeye devam ettikçe gelir düzeyi çok şeyi değiştirecek.

Mesela neyi değiştirecek?

Senin gelirin gerçek anlamda yaşamaya yettiğinde barınma ihtiyacını karşılayacaksın, yeme içme ihtiyacını keza aynı şekilde karşılayacaksın, oy kullanırken maddi rahatlığın beraberinde getirmesini umduğumuz fikir ve vicdan hürriyetiyle oy kullanma hakkını kullanacaksın.

Maddi güç insanın duruşunu değiştirir. Eve ekmek götüren anne baba çocuklarının karşısına ihtiyaçlarını karşılayacak güçte çıktıklarında daha bir dik durur

 Allah kimseye çocuklarına karşı çaresizlik hissini yaşatmasın.

E maalesef ki eğitim ihtiyacı için de ekonomik güç gerekiyor iyi mi?

Pandemi süreci okullar tatil edildi. E tabi virüs var öğrenciler geri kaldı. Özel okullar ve devlet okulları ellerinden geldiğince online ders vermeye çalıştılar ama olmadı elbette. Özel okullar dedi ki biz virüs biraz iyileşme gösterince telafi eğitimi yapacağız. Devlet okulları ne yaptı, e sessizliğini koruyor. E koruyacak tabi. Bedava hizmet alıp var mı bir de ekstra eğitim istemek. Özel okullar ve özel çocuklar kazandı. E geldik mi yine toplumsal eşitsizliğe.

Ben çok uzatmayayım lafı durum içler acısı.

Eskiden böyle kendini geliştirmemiş, yaşadığı dünyaya dair hiçbir fikri olmayıp çokça zikri olan insanları gülerek izlerdim.

Artık gülemiyorum, artık öfkeleniyorum.

Gerek eğitim kadar kutsal olan konunun gelmiş olduğu noktaya öfkeleniyorum gerek fakültelerin kıymetli noktalarında bulunan ve eğitimden sorumlu olan akademik kadın ve adamların zamanında eleştirdikleri düzenin nasıl da bir parçası olduğunu duyuyorum ve üzülüyorum..

Kendi okulumda -şu an yüksek lisans yapıyorum- yüksek lisansımı yaptığım okulda fedakarca emek veren akademisyenleri görüp onlara saygı duyarak onlar tarafından üretmeye teşvik edilirken, bir taraftan da gündemde olanları sıkıntıyla izliyorum.

Şimdi gündemi görmüşsünüzdür twitter üzerinde #TT oldu #iühfadaletistiyor.

Ahmet sözü ben biraz sana bırakıyorum.

Ne demek istersin İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri ne istiyor?

DİNLEMEK İÇİN BUYRUN AŞAĞIDAKI LİNKE

Bir cevap yazın