WILLIAM SHAKESPEARE-OTHELLO

1603 senesinde kaleme alındığına inanılan William Shakespeare’in kıymetli eseri Othello aynı zamanda okuduğum ilk Shakespeare eseri olarak benim için çok ayrı bir yere sahip.

Tek solukta okunabilecek yetkinliğe sahip bu esere başlamadan önce eser ile ilgili hayli fazla olumlu yorum okumakla birlikte döneme damga vurması sebebiyle de çok yüksek bir beklenti ile ilk sayfayı çevirdim.

Böylesi hisler ile bir eserin kapağını çevirmek yahut bir filmin oynat tuşuna basmak handikap oluşturabilecek bir niteliktedir.

Çünkü beklentiyi en üst seviyede tutmak kitabı döneminin şartlarıyla değerlendirebilmenin önüne bir ket vurabilecek ve kitaba profesyonel bir bakış ile bakmak yerine “eee hadi ama o kadar da tatmin olmadım” şeklinde bir aceleciliğe bizleri sevk edecektir.

Oysa ki unutmamak gerekir bu eser 2020’nin herhangi bir ayı herhangi bir günü ve herhangi bir saatinde kaleme alınmadı. O günün dertleri bugünün dertlerinden farklıydı, o günün teknolojisi bugünden bambaşka ve o günün tepkileri o güne özel…

İşte tam böyle “eee hadi ama…” gibi bir hisse kapıldığım noktada durdurdum okumayı ve yepyeni bir güncelleme getirdim duygularıma, bakış açıma.

O andan itibaren 1603 senesinde;

Duygularının esareti ve güvensizliğinin ağır yükü altında ezilmiş bir Othello,

Dürüstlüğünün kurnazlığın önüne geçtiği bir Cassio,

Hırsı, güç arayışı ve öfkesi vicdanını yok etmiş bir Iago,

Aşkı, tutkusu hayatına mal olmuş bir Desdemona,

Kendi zihnini başka zihinlere yem etmiş bir Roderigo oldum.

O andan itibaren her bir karakteri hissettim, tüm doğruları ve yanlışlarıyla.

Ve kitabın son sayfasını çevirdiğimde altında kalan bendim kıskançlığın beraberinde getirdiği o koca enkazın.

İşte o zaman gerçekten okudum…

Sadece yazılı kelimeler dizisini değil; dönemi, karakterleri, acıları, sevinçleri, hırsları…

Satırlarımı kitaptan beğendiğim bir alıntıyla sonlandırmak isterim;

“Çaresi olmayan hastalıkta acılar sona erer,

İyileşme umuduyla duyulan acı beterini görüp diner.

Yas tutmak gelmiş geçmiş yaramazlıklara,

Yol açar kısa yoldan yeni mutsuzluklara.

Kader alıp götürürse elde tutamadığımızı,

Soğukkanlılık alaya alır kaderin zararını.

Soyulduğunda gülen, hırsızdan bir şey çalar,

Boş yere kederlenen, kendi kendini soyar”

Kitap kokusu ömrünüze sinsin

Bir cevap yazın