Yeşil Mürekkep – Osman BALCIGİL

Sabahattin Ali’yi ruhunuza bir de Osman Balcıgil’in kaleminden akıtmanızı öneririm.
Tüm kitaplarını okudum Sabahattin Ali’nin.
Yazdığı her an’a tanıklık ettim, yazdığı her hayatta bir yer edindim. Ancak eksik olan bir şey vardı..
Sabahattin Ali’nin ta kendisi..

Her hikayede kendinden bir parça bulundurmasının yanısıra bütün bir hayata ihtiyacı vardı biz okurların.

Mesela Aliye… Mektuplardan bildiğimiz bu güzel aşkı bir de hayatın akışı içinde görmeliydik.

Filiz mesela… O küçücük, babaya hasret, zayıf Filiz’den haberdar olmalıydık.
Haberdar olmalıydık bir babanın parasızlıkla eşine-çocuğuna hasret oluşuna, kızının zayıf halinden duyduğu endişeye, bölge bölge iş uğruna gezişine, uğradığı iftiralara, hapiste geçirdiği sonu gelmez günlere ve Ali’nin zamansız ölümüne…

Bu zorlu hayata inat bir çok eser bıraktı Sabahattin Ali, yeri geldi eleştirilere maruz kaldı, yeri geldi bin-bir emek yazdığı eserleri asılsız iftiralarla kaldırıldı. Ama hiçbir zorluk karşısında yılmadı, yıldırılamadı öğrenmekten öğretmekten hiç vazgeçmedi.
Peki insanlığı bu kadar düşünen Sabahattin Ali’yi kim öldürdü?

Neden öldürüldü?

Kimin eli vardı bu kanlı sonda?

Ya da neden çok sonra yer aldı manşetlerdeki yerini bu acı son?

Neden karşısındaydı dost dedikleri onun?

Ali nasıl baş kaldırdı inancına karşı gelenlere? Nasıl susturamadı baskılar koca yürekli adamı?

Yazdığı yazılara, bulunduğu işlere nasıl da engel oldu zıt görüşler?
Peki ya kalleşçe öldürülen Sabahattin Ali’nin bedeninden toprağa karışan neydi?

Kırmızı bir kan mı?

Yeşil bir mürekkep mi?

https://www.instagram.com/p/B1TZdWkJlGx/?hl=tr

Bir cevap yazın