Posted on: Ağustos 2, 2020 Posted by: MÜŞERREF ÖNAL Comments: 0

Okul sıralarının soğuğuyla ilk karşılaştığımızda, elimize kalem ilk kez tutuşturulduğunda, okul zili kulağımızda ilk kez yankılandığında başarının tanımı da değişmeye başladı.

Başarı bir bebeğin tabaktaki tüm yemeği bitirmesiyken, baka baka anne yazması oldu.

Başarı uslu bir şekilde okunan hikayeyi dinlemekken o hikayeyi heceleyerek okumak oldu.

Başarı başardıkça şekil değiştirdi ve eğitimin içerisine hapsedildi.

Esas başarı unutuldu ve tek başarı eğitim ile ilişkilendirildi.

Daha çok soru çözen başarılıyken daha az soru çözen başarısız oldu.

Başarı optik okuyucunun eline bırakıldı.

Yüksek puanlı tercihler ödüllendirilirken düşük puanlılar hayta diye yaftalandı.

Hayatı boyunca kendi “başarı” tanımına dahi uyamayan ebeveynler çocuklarının başarısını 100 soruluk sınavlarla değerlendirerek despot birer öğretmen oldu.

Müziğe yatkın gençler mühendis, edebiyatla yoğrulmak isteyenler doktor, rakamlarla arası iyi olmayanlar ekonomist oldu. Zihni sanatla dans edenler boya fırçalarından olabildiğince uzak bir yere oturtuldu.

Aşkla olması gereken birliktelikler dahi ne doktorlar ne mühendislerle oldu.

Sahi ya ne doktorlar ne mühendisler?

İnsanları iyileştirmek gibi bir hayali olmayan, merhametten uzak, her günü somurtarak selamlayan doktorlar, hayatını inşaattan kazanmak istemeyen bozuk bir parçayı birleştirmekten haz etmeyen mühendisler.

Ne doktorlaaar ne mühendisler..

Herkes en çok tercih edilenin tercih edilmesi derdiyle yandı tutuştu.

Diğer meslekler işsizlik için mesken kılındı.

Sonunda işsizlik mi azaldı yoksa mühendis işsizler mi artırıldı?

….

İnsan sevmediği işte nasıl başarılı olabilir ki?

Nasıl sevilmeyen bir iş ile katma değer yaratılabilir?

Başarı en sevdiğin işi yaparak sağlanmaz mı?

Bugünlerde üniversite tercihlerini zihinlerinde sorun haline getiren öğrenciler, öğrencilerin hayalleri üzerinde hak iddia eden anne babalar en çok tercih edilen işlerin en başarısız işçilerini yetiştirmek için kara kara düşünmekte.

Esas başarı hayatı mutlu yaşarken istediğin sırada istediğin derslerle yoğrulabilmekte.

Bugün eğitim hayatının yüksek bölümüne adım atacak öğrenciler durun ve düşünün, meslekten bağımsız olarak kendinize sorun..

Siz ne yapmak istiyorsunuz?

Sizin hayalinizde ne var?

Leave a Comment